Yapay Zeka Destekli Otomatik Haber Kümeleme
Haber Sol

NATO Zirvesi'nde gözaltılar ve yasaklar

NATO Zirvesi'nde gözaltılar ve yasaklar
Paylaş:

Haber Merkezi

NATO zirvesi bugün Ankara'da başlarken, iktidarın haftalar öncesinden devreye soktuğu yasaklar, sansür girişimleri ve kitlesel gözaltı dalgaları zirveye damga vurdu. Ülke genelinde gazeteciler, avukatlar ve siyasiler hedef alınırken, bu adımlar iktidarın korkusunun yansıması olarak değerlendiriliyor.

NATO zirvesi bugün ilk toplantısını gerçekleştiriyor. 7 ve 8 Temmuz tarihlerinde gerçekleşecek zirve için iktidar türlü önlemler almış ve bir dizi adım atmıştı. Bunlardan bazıları yoksul semtlerin önüne görüntü kirliliğini önleme amacıyla bariyer çekmek olarak şekillenirken, bazı örneklerde yollar asfaltlandı ve emperyalist liderlerin geçeceği sokaklara çiçekler ekildi. Hatta zirve anısına üzerinde NATO amblemi olan para dahi bastırıldı.İktidarın bir diğer odağı da Türkiye'deki NATO karşıtlarını bastırmak, susturmak ve mümkün olduğunca sesini kısmak olduSALDIRI ALTINDAYIZ. soL'un X hesabı, "kamu düzeni" bahanesiyle yasaklandı. İletişim Başkanlığı, soL Haber hakkında "soruşturma başlatıldığını" duyurdu. Gerçeğin sesini kısamayacaklar. Susmayacağız. Ama bu saldırıyı püskürtmek için desteğinize ihtiyacımız var. Hep birlikte.ABONE OLTKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, dün soL TV'deki Komünist Bakış programında yaptığı değerlendirmede yaşanan tüm örneklerin iktidarın gücünü değil korkusunu gösterdiğini ifade etti. İktidarın kendi zayıflıklarını açık eden, ortaya çıkaran her şeyin üzerine gittiğini belirten Okuyan, son gözaltıları hatırlatarak bunları eleştiriye tahammülsüzlük olarak tanımlamanın doğru olmayacağını, iktidarın kendi zayıflık ve çürümüşlüklerini ortaya çıkaran her şeyde büyük bir panik yaşadığını belirtti.Zirve öncesi başlayan gözaltı ve operasyon dalgalarıNATO kapsamında yapılan gözaltılar ve operasyonlar zirveden yaklaşık bir ay öncesine kadar uzanıyor. Bu süre zarfında yaşananlar, iktidarın NATO'culuk yapmak için her şeyi göze aldığını ve aynı zamanda ülkedeki NATO karşıtı toplumsal tepkiden duyduğu kaygıyı gözler önüne serdi. Erken operasyonlar olarak bilinen 12 Haziran civarında Balıkesir, Eskişehir, Karabük, Kastamonu, Mardin, Muğla, Van ve Zonguldak olmak üzere 8 ilde DGD üyesi öğrencilere yönelik ev baskınları düzenlendi. Bu baskınlarda NATO'ya karşı faaliyetler iddiasıyla 14 öğrenci gözaltına alınırken, sonrasında 10 kişi tutuklandı.En büyük gözaltı dalgası ise 22 ve 23 Haziran 2026 tarihlerinde Ankara merkezli olarak gerçekleşti. Ankara Emniyet ve Jandarma ekiplerinin eş zamanlı operasyonlarında savcılık yasadışı örgütlere üye oldukları iddiasıyla birçok kişiye operasyon düzenledi. Operasyon kapsamında 241 kişi hakkında gözaltı kararı verilirken, en az 209 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüphelilere 24 saatlik avukat görüş kısıtlaması uygulandı. Emniyetteki sorguların ardından 135 kişi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na sevk edildi ve 129 kişi nöbetçi sulh ceza hakimliğine çıkarıldı. Yargı süreci sonucunda 300 kişi hakkında tutuklama kararı verilirken, 26 kişi adli kontrol şartıyla, 34 kişi ev hapsiyle ve altı kişi doğrudan serbest bırakıldı.İstanbul Dolmabahçe'deki NATO Parlamenter Zirvesi protestolarında ise DGD ve farklı yapılardan oluşan onlarca kişi gözaltına alındı ve çoğu kısa sürede serbest bırakıldı. Gerçekleşen protestolarda Halkevleri ve Öğrenci Kolektifleri üyeleri NATO karşıtı pankartları taşımaları nedeniyle gözaltına alındı. Yine zirveyi protesto etmek amacıyla Şehir Hatları vapurundan pankart açan Türkiye Gençlik Birliği (TGB) üyesi 4 kişi gözaltına alındı. Zirve yaklaştıkça baskılar da arttıOperasyonlar silsilesi Temmuz ayında da devam etti. 1 ve 2 Temmuz tarihlerinde Cumhuriyet gazetesi muhabiri Gülnur Saydam, "Göktürk'te çeteler mi var" başlıklı haberi nedeniyle gözaltına alınıp serbest bırakıldı. 5 Temmuz 2026 tarihinde ise yeni bir büyük operasyon dalgası yaşandı. İstanbul merkezli operasyonlar Ankara, İzmir, Kocaeli, Çanakkale, Antalya, Bursa, Adana ve Kastamonu gibi 18'den fazla ile yayıldı. NATO karşıtı örgütlerin ve siyasi partilerin hedef alındığı operasyonlarda 50 kişiye yönelik yakalama kararıyla 39 kişi gözaltına alındı.Basın, çevre savunucuları ve sivil topluma yönelik baskılarOperasyonlar kapsamında basına yönelik ciddi kısıtlamalar uygulandı. Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni gazeteci Yıldız Tar ev baskınlarında gözaltına alındı. Sorgusunda kendisine aile yılı politikalarına yönelik beyanları sorulan Tar, 25 Haziran'da tutuklanarak cezaevine gönderildi ve gözaltında olduğu için daha önceden yargılandığı başka bir davanın duruşmasına katılamadı. Aynı dönemde Evrensel gazetesi muhabiri Doğa Baskan, yanlışlıkla yayınlanıp kaldırılan bir haber taslağı gerekçe gösterilerek gözaltına alındı. Devam eden operasyonlarda T24 dış haberler editörü Buse Söğütlü, OdaTV editörü Ceren Erdoğdu, Bianet muhabiri Abbas Vural ile X paylaşımları nedeniyle adları geçen Hazar Dost ve Kayhan Ayhan gibi gazeteciler de gözaltına alındı. NATO tarafından Türkiye'deki birçok eleştirel medya kuruluşunun zirveye akreditasyon talebi reddedilirken, basın örgütleri gazetecilerin mesleki teyitinin NATO tarafından belirlenemeyeceğini ifade ederek duruma tepki gösterdi.Sürecin en çok tartışılan konularından biri çevre hakkı savunucularına yönelik operasyonlar oldu. TEMA Vakfı Ankara İl Temsilcisi Nevzat Özer ve yaşları 50 ile 80 arasında değişen 42 TEMA gönüllüsü gözaltına alındı. Emniyet sorgularında bu kişilere katıldıkları bir piknik gezisi hakkında sorular yöneltildiği basına yansıdı ve ifadelerin ardından Nevzat Özer'in de aralarında bulunduğu çok sayıda çevre gönüllüsü tutuklandı.Akademisyenler, öğrenciler ve avukatlar da hedefler arasındaydı. Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Emel Memiş ile akademisyenler Sibel Özbudun ve Temel Demirer gözaltı listelerinde yer aldı. Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi avukatlar Semra Demir, Kürşat Bafra, Doğa İncesu, Ezgi Önalan ve Yunusemre Işık'ın yanı sıra hukuk öğrencileri Boran Işıldak, Burhan Can ve Çanakkale'de beş DGD üyesi üniversite öğrencisi Umut-Sen Sözcüsü Burcu Arıkan, SGDF (Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu) üyeleri, ev baskınlarında gözaltına alındı. Sendika temsilcilerinden Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası yöneticileri Yiğit Pertev, Diğde Simay Pertev ve Mehmet Akif Karaca da gözaltına alınan isimler oldu. Siyasi parti ve derneklerden Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren sağlık durumu nedeniyle fiilen gözaltına alınmazken, parti üyeleri, Antalya Halkevi Başkanı Gülcan Şahin, Gürkan Gülseven, Filistin Direniş Çadırı aktivistleri Murat Kurtuldu ve Yusuf Şanlı ile Türkiye İşçi Partisi, Emek Partisi, Kaldıraç, Partizan ve AKA-DER üyeleri operasyonların hedefi haline geldi.Kurumların tepkileri ve RTÜK uyarısıSüreç devam ederken Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi öncesinde yayıncı kuruluşlara resmi bir uyarı açıklaması yaparak medya organlarının haber ve tartışma programlarında "millî güvenlik perspektifini ve kamu yararını gözetmesini" istedi. RTÜK'e basın örgütlerinden sert tepkiler geldi. Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), kurumun açıklamasındaki yayın akışlarının zirvenin ehemmiyetine uygun bir titizlikle takip edildiği yönündeki ifadelerin gazetecilere apaçık bir tehdit olduğunu belirterek, RTÜK'ün görevinin NATO komiserliği olmadığını dile getirdi.Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ise avukatlar ve hukuk öğrencilerine yönelik gözaltı operasyonlarını toplumsal muhalefeti sindirme çabası ve tamamen siyasi nitelikli saldırılar olarak değerlendirdi. Dernek, bu uygulamaları iktidarın NATO'ya dikensiz gül bahçesi sunma vaadinin bir parçası olarak nitelendirirken, dosyalara getirilen gizlilik kararları ve 24 saatlik avukat görüş yasakları ile savunma hakkının fiilen askıya alındığını duyurdu.Ankara sokaklarında yasaklar ve siyasi partilerin eylemleriGözaltı dalgasının yanı sıra Ankara Valiliği tarafından zirveye özel olağanüstü önlemler hayata geçirildi. Valiliğin genelgeleriyle kent genelinde konser, panel, mezuniyet töreni, gösteri ve basın açıklaması gibi her türlü etkinlik on üç gün süreyle yasaklandı. Ankara'nın dokuz ilçesinde sağlık, güvenlik, itfaiye, 112, göç, lojistik ve ulaşım gibi zorunlu hizmetlerde çalışanlar hariç tüm kamu personeline idari izin verildi. Güvenlik gerekçesiyle ülke genelinde yapılması planlanan sınavlar ertelendi. Bu yasaklara karşı Türkiye Komünist Partisi, memleketin yurtsever ve cumhuriyetçi tabanını memlekete sahip çıkmaya çağırdı. Yurtseverlerin anti-emperyalizm mücadelesini büyütmesi gerektiğini ifade eden TKP, Ankara'daki NATO düzenlemeleri kapsamındaki eylem yasağını protesto ederek kitlesel bir eylem düzenledi. TKP'nin yaptığı eylemlerde Soma'da bir, Kocaeli'de beş, Ankara'da 139 olmak üzere toplam 145 TKP üyesi gözaltına alındı. Gözaltı süreci devam eden partililer, NATO'ya karşı çıkmanın değil, NATO'culuğun suç olduğunu ifade ediyor.Öte yandan bugün TİP, EMEP, Halkevleri ve Devrimci Parti gibi siyasi parti ve örgütler de NATO'yu protesto ederken, Ankara sokaklarında yeni gözaltılar yaşandı.Kurtuluş Parkı’ndaki eylemde 37 ve Dikmen’deki eylemde 36 olmak üzere, toplamda 73 yurttaşın gözaltına alındığı öğrenildi. Devrim Partili 19, TİP’li 18, Halkevleri üyesi 16, EHP’li 7, EMEP’li 3 ve Kızılbayrak üyesi 8 yurttaşın gözaltına alındığı belirtiliyor.TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan Ankara'da Pazar günü NATO'ya karşı yürüyüşte polis şiddeti sonucu yaralanan ve durumlarının ciddiyeti nedeniyle gözaltıları sona eren partililerle bir araya geldi. Okuyan sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada "Bugün Ankara’da NATO’ya karşı yürürken polis şiddeti sonucu yaralanan ve durumlarının ciddiyeti nedeniyle gözaltıları sona eren partili arkadaşlarımızla birlikteydik. Moralleri iyi. Kaburga ve kol kırıkları iyileşir. Sizin NATO sevdanızın ise tedavisi yok ne yazık ki" diye belirtti.Hukuksuzluk OHAL düzenini aratmıyorKonuya dair soL'a konuşan eski AYM raportörü ve soL yazarı Ali Rıza Aydın, NATO zirvesi nedeniyle alındığı ileri sürülen ve Ankara ağırlıklı olup birçok ile yayılan yasakların, halka karşı baskı ve şiddetin yaşamın olağan bir parçası gibi gösterilmeye çalışıldığını belirtti. Hukukta OHAL ilanı ve düzenine karşılık gelen bir durumun söz konusu olduğunu ifade eden Aydın, "Hukuken OHAL ilanı yok. Olsaydı, orada da hukuksuzluğun çalıştırılacağını 2016 OHAL’inde gördük." sözlerine yer verdi.NATO'nun emperyalizmin militarist, siyasal ve ekonomik bir suç örgütü olduğunu vurgulayan Aydın, uluslararası antlaşmaya dayanmasının bu niteliğini değiştirmediğini dile getirdi. Hukukta NATO'nun askeri ve stratejik eylemlerine karşı olmak diye bir suç bulunmadığını belirten Aydın, "NATO’ya karşı olmak anayasal güvence altındaki düşünce, düşünceyi açıklama ve yayma hakkının, siyasi faaliyet hakkının en doğal sonucu" dedi. Aydın, Türkiye'de yasal faaliyet gösteren siyasi partilerin bir bölümünün NATO'cu, bir bölümünün ise karşıtı olmasının olağan olduğunu hatırlatarak, emperyalizme karşı olma suçu bulamayanların kapsamlı suçlar yaratma arayışında olduğunu ifade etti.Bu arayışın halkı yasaklarla yaşamaya, eylem yapmamaya ve korkutmaya itme amacı taşıdığını belirten Aydın, "Diğer yandan da halktan korkmanın, halk kadar güçlü olamamanın dışavurumudur." dedi. Hukuksuz yasakları uygulayanların, TKP ve birçok siyasi partinin yargıda bekletilen yürütmeyi durdurma davalarına rağmen, 5 Temmuz saat 17.00'de Ankara Kızılay'da yaptıkları gibi yaralayıcı, kol kırıcı ve yakından gaz sıkıcı şiddet uygulamaktan kaçınmadıklarını belirten Aydın, "Asıl davaların kendilerine açıldığını ve açılacağını bile bile yasaklar, şiddet ve gözaltılarla korkutmaya devam ediyorlar" diye ekledi. İktidarın kendi güçsüzlüğü ve halktan korkması nedeniyle kamu gücünü hukuksuz kullandığını ifade eden Aydın, "Dünya ve hukuk emperyalistlerin olacak sanıyorlar. Örgütlü bir halkı hiçbir kuvvetin yenemeyeceğini, toplumcu anayasa ve hukuku öğrenmeleri uzak olmayacak" değerlendirmesini yaptı.

Son Gündem Haberleri