Filistin dayanışmasına ‘aşırılıkçı’ fişlemesi: Alman istihbaratına dava
Dış Haberler
Almanya’da Filistin dayanışma örgütleri, iç istihbarat kurumu Verfassungsschutz’un kendilerini “aşırılıkçı” diye fişleyerek izlemeye almasına karşı dava açtı.
Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da ‘tercih edilen kaynak’ olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.Almanya’da Filistin’e destek veren örgütler, Alman iç istihbarat kurumu Verfassungsschutz’un (Anayasayı Koruma Teşkilatı) gözetleme ve fişleme faaliyetlerini mahkemeye taşıdı.The New Arab’ın haberine göre Avrupa Hukuki Destek Merkezi (ELSC), Thawra Hamburg, BDS Berlin ve Ortadoğu’da Adil Bir Barış İçin Yahudi Sesi adlı üç Filistin dayanışma örgütünü temsil ediyor. Örgütler, Verfassungsschutz’un kendilerini istihbarat raporlarında “aşırılıkçı faaliyet” kapsamında göstermesine ve buna dayanarak izlemeye almasına itiraz ediyor.ELSC Sözcüsü Karim Bohnhoff, Almanya’da Filistin dayanışmasına yönelik baskının arttığını belirterek, iç istihbaratın sivil toplum ve siyasi örgütlere karşı devreye sokulmasında “büyük artış” yaşandığını söyledi. Bohnhoff’a göre bu uygulamalar ifade özgürlüğü ve siyasi örgütlenme hakkı gibi temel hakları ihlal ediyor.‘Aşırılıkçı’ damgası ağır sonuçlar doğuruyorELSC, Verfassungsschutz raporlarında yer almanın yalnızca sembolik bir sınıflandırma olmadığını, ciddi sonuçlar doğurabildiğini vurguluyor. Bohnhoff, bu tür fişlemelerin yurttaşlık başvurularını, oturum statüsünü, seyahat özgürlüğünü etkileyebildiğini; kamu etkinliklerinin iptaline, polis baskınlarına ve ceza soruşturmalarına zemin hazırlayabildiğini belirtti.Dava açan gruplardan biri olan Ortadoğu’da Adil Bir Barış İçin Yahudi Sesi, Almanya’daki Yahudi barış örgütlerinden biri. Örgüt üyesi Iris Hefets, Alman makamlarının kendilerini “terörü destekleyen” aktörler gibi göstermeye çalıştığını söyledi. Verfassungsschutz’un mahkemeye sunduğu belgelerde örgüt ve bazı üyelerine yönelik takibin 2019’a kadar uzandığı belirtiliyor.Örgütün istihbarat raporlarında hedef gösterilmesine gerekçe yapılan faaliyetler arasında Nakba’yı anmak, Ürdün Nehri ile Akdeniz arasındaki tüm halklar için eşit hakları savunmak ve İsrail’in Gazze’deki saldırılarını “soykırım” olarak nitelemek de yer alıyor.Mahkemeden Thawra Hamburg lehine ara kararThawra Hamburg’a ilişkin ayrı bir dosyada mahkeme, Hamburg Eyaleti Anayasayı Koruma Dairesi’nin örgütü izlemeyi ve istihbarat raporlarında listelemeyi durdurmasına dönük ara karar verdi. Mahkeme, gözetleme faaliyetlerinin temel anayasal hakları ihlal edebileceğine işaret etti ve makamların siyasi faaliyetlerin izlenmesi için yeterli hukuki gerekçe sunmadığını belirtti.Bununla birlikte karar nihai hüküm niteliği taşımıyor. ELSC, gözetleme yeniden başlatılırsa mahkemenin bu tespitlerini ilerideki hukuki süreçlerde kullanacağını bildirdi.Berlin İdare Mahkemesi de nisan ayında Ortadoğu’da Adil Bir Barış İçin Yahudi Sesi'nin Verfassungsschutz 2024 raporunda “kesinleşmiş aşırılıkçı” olarak tanımlanamayacağına hükmetmişti. Mahkeme, örgütün bu şekilde anılmasına karşı yaptığı acil başvuruda örgüt lehine karar verdi.Gazze savaşı sonrası baskılar arttıHukuk mücadelesi, Almanya’da Filistin dayanışmasına yönelik baskıların arttığı bir dönemde yürütülüyor. İsrail’in Gazze’ye saldırılarının başlamasından bu yana Almanya’da Filistin yanlısı gösteriler sık sık yasaklar, polis müdahaleleri ve “antisemitizm” suçlamalarıyla hedef alındı.ELSC’ye göre Almanya’daki tablo, istihbarat kurumlarının Filistin’le dayanışan siyasi ve sivil örgütleri “güvenlik tehdidi” kategorisine sokarak faaliyet alanlarını daraltmaya çalıştığını gösteriyor. Kurum, davaların yalnızca üç örgütün değil, Almanya’daki Filistin dayanışma hareketinin tamamı açısından kritik önemde olduğunu belirtiyor.