Kalemini daima işçi sınıfından yana kullandı: Terlemiş alınların ve nasır tutmuş ellerin yazarı Orhan Kemal
Haber Merkezi
Toplumcu edebiyat ve toplumcu mücadelenin eşsiz gözlemcisi, yazarı, emektarı Orhan Kemal’i aramızdan ayrılışının 56. yılında saygı ve özlemle anıyoruz.
15 Eylül 1914'te Adana'nın Ceyhan ilçesinde doğan Orhan Kemal, 2 Haziran 1970'te Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da yaşamını yitirdi. Ömrü boyunca 50'den fazla kitaba imza atan Orhan Kemal, işçi sınıfının yaşamını da en iyi anlatan yazarlardan biriydi. Ölümünün 56. yıldönümünde, 112 yaşındaki Orhan Kemal'i, Yaman Ongun'un kaleme aldığı anma yazısını güncelleyerek ve yeniden yayımlayarak hatırlıyoruz.Eserlerinde bizlere yani emekçilere dokunmadığı tek bir örneği yoktur diyebiliriz. Bizim Orhan Kemal dememizin nedeni ise tam olarak bundandır. Orhan Kemal çilekeş ayakların, nasırlı ellerin, buruşmuş yüzlerin, terlemiş alınların, kuşların, börtü böceğin, güneşin, ayın, gördüğümüz ve göremediğimiz her şeyin bize yansımasıdır. Dahası verilen ve verilemeyen mücadelenin. Orhan Kemal hâlâ çıkışını arayan ve mutlaka zafere ulaşacak olan milyonlarca emekçidir.Bizim Orhan KemalÇağımızın en önemli sorunu olmaya devam eden sömürü düzeni ve onun başat çelişkisi olan emek sermaye çelişkisi, Orhan Kemal’in yapıtlarının tümünde bize kendisini gösterir. Orhan Kemal, salt bir propagandif dil yerine sıradan yaşantısı olan emekçilerin gündelik yaşamı içerisinde yaşadığı sorunları bize en sade şekilde anlatır.Yazarın bu yöntemi tercih etmesi bir tesadüf değildir. Orhan Kemal hayatını eserlerinde anlattığı emekçilerin tarafından seçmiş, örgütlü bir aydındır. Nazım Hikmet’le cezaevinde başlayan dostluğunun bir nişanesidir TKP'lilik.1 Aydınımız örgütlüdür ve TKP'lidir. Yazdıkları ve yaşamının arasında açısı büyümeyen bir yazardır Orhan Kemal.Biz işçiler, hatıran önünde saygıyla eğilirizTarafını güçlendirdiği sınıfının onun ölümü sonrası hazırlamış olduğu çiçekte, Edirne Babaeski’de böyle karşılar emekçiler Orhan Kemal’i. Biz işçiler, hatıran önünde saygıyla eğiliriz.Sadece dünün değil, bugünün de yazarıMilyonlarca emekçinin dün olduğu gibi bugün de devam eden ortak sorunları devam ediyor. Ulaşım, barınma, sağlık, eğitim gibi temel ihtiyaçlarımız gün geçtikte daha da ulaşılamaz hâle geldi. Milyonlarca emekçi bu geçim sıkıntısını an be an yaşamaya devam ediyor. İşte Orhan Kemal’in bugüne uzanan sesi, sözü ve mosmor sıkıntılarımız için yazdıkları.İlk baskısı 1957 yılında yapılan Kardeş Payı öykü kitabı, 1958 yılında Sait Faik Hikaye Armağanı aldı. On dokuz öyküden oluşan kitapta Pırıl Pırıl öyküsünden küçük bir alıntı bize Orhan Kemal'in hayatla kurduğu ilişkiyi çok güzel anlatıyor.(…)Yaklaşan ev kirasıyla delik pabuçların mosmor sıkıntısı başladı şimdi. Ne yapmalıyım? Nereye gitmeliyim? Nasıl kurtulmalıyım bu mosmor sıkıntıdan?Dar, eğri, çamurlu sokaklardan ağır ağır dönüyorum. Meydanlık. Hâlâ çift kale oynayan küçük futbolcular…Yeni bir sokakta, çürümeye terk edilmiş bir kamyon enkazının yanı başındaki küçük öğrenciler dikkatimi çekiyor. Yere diklemesine koyduğu tahta çantasına oturmuş kısa pantolonlu bir öğrencinin etrafına halka olmuş, onu dikkatle dinliyorlar.Çocuğun gözünde gözlük, yüzünde bir bilimadamının ağırbaşlı ciddiliği var. ‘’Proton, pozitron, nötron’’lardan bahşediyor. Az daha sokuluyorum. ‘’Konferans’’ını kesmiyor; Atom, proton, nötron, pozitron, maddenin yapısı, atom çekirdeği…Elindeki paslı jiletle ‘’atomun nasıl parçalandığını’’ göstermeye çalışıyor. Dizleri üzerinde bir mermer parçası, mermerin üstünde de jiletin boyuna parçalayıp ufalttığı bir kurşun çubuk!Merakım hayranlık derecesine yükseliyor. Adi bir jiletle atomu parçalayıp çekirdeğin içindeki gücün çıkarılmaya çalışılması hiç de komik gelmiyor. Tersine. Sevincimden hüngür hüngür ağlamak, bangır bangır nutuklar çekmek istiyorum.O….usuz, p…..nksiz, gamsız, kedersiz, pırıl pırıl yarınlara olan inancım şahlanıyor.Mosmor sıkıntının anasını satmışımdır artık. Artık sabun balonları üfleyebilir, kırlarda doludizgin çember çevirebilirim.Futbol oynayabilirim be futbol!Olma kula kul, öpme el ayakİflahsızın Yusuf, Köse Hasan ve Pehlivan Ali… Bereketli Topraklar Üzerinde kitabının kahramanlarıdır bu üçlü. Şehre ekmek kavgasına yola koyulurlar. Zorlu ve bol çelişkili yaşantının içerisinde emeklerini koydukları işlerden istediklerini alamazlar. İş kazaları, ölüm onların peşini bırakmaz. Hayatta kalanları ise buna yaşamak denirse yaşıyor. Tam da bugün olduğu gibi…Yusuf ve Kılıç Usta’nın arasında geçer bu diyalog. Nedeni ise gözünü para hırsı bürümüş müteahhitin, inşaat malzemelerini eksik kullanma isteği… Kılıç Usta bu hırsızlığa boyun eğmez, toplanır ve gider…Yusuf’a bir öğüt vererek yola koyulur;“Olma kula kul, öpme el ayak, kirlenmesin ağzın. Ya ver canını insan için, ya da etme kalabalık dünyamızda”Orhan Kemal; insanlık onuruna sahip çıkmanın, mücadele etmenin ve her koşulda boyun eğmemenin inadını taşıtmıştır kahramanlarına.Bugün bu sözü, ‘Boyun Eğme’ olarak da okuyabiliriz.Orhan Kemal’in dünyasını paylaşanların yazara vereceği en önemli doğum günü hediyesi bu duruşu büyütmek olabilir.Ellerimizin, kollarımızın, aklımızın gücüne güvenmek… O kahramanları örgütlü kılmak.Orhan Kemal’in kahramanlarıyla eşit ve özgür bir ülke kurma iradesiyle...1https://www.tustav.org/gorsel-isitsel/orhan-kemal-nazim-hikmet-ile-tanismasini-anlatiyor/