Bir konserin ardından: Fairuz Senfonisi, Hatay’ın hafızası
Fadime Uslu
İyi öykülerin huyudur; son cümlelerinden sonra yaşamaya başlar. Hatay Akademi Senfoni Orkestrası’nın hikâyesi de öyle. Her konserle yeniden anlatılacak, her yeni müzisyenle çoğalacak, emek verilen her çocukla her gençle geleceğe taşınacak. Çünkü bazı hikâyeler sadece ve sadece kurdukları ortak yaşamla kalıcı olur.
İyi öyküler son cümlesinin ardından gelen noktayla başlar. Suskunluğunda, konuşmanın ardında bıraktığı izlerle yaratır anlamını. Kavramları ya da düşünceleri doğrudan tartışmaz; bunun yerine okuruna düşüneceği alan açar. Hikâyesiyle, hikâyenin özündeki bilgiyle yapar bunu.İyi öyküler kurduğu yaşam alanıyla hayata müdahale etmeye yönelir. Kurulu düzeni gösterirken onun kör noktalarından yeni görme biçimleri üretir. Okurun değişimine, değiştirme cesaretini harekete geçirmeye açık birer davettir.İyi öykünün bizde bıraktığı etkiyi sadece edebiyatta bulmayız. Bir tiyatro oyununda, bir protesto eyleminde, birbirinin dünyasını genişleten bir arkadaş sohbetinde de çıkar karşımıza. Dün akşam izlediğim konser de bana iyi bir öyküyü anımsattı. Çünkü hikâyesi sona erdiği anda başından beri kurduğu yapının derinliğini boyutlarıyla duyumsattı. Şef Ali Uğur yönetimindeki Hatay Akademi Senfoni Orkestrası’nın “Beyrut’un Yankısı: Bir Fairuz Senfonisi” konseri iyi öykü kadar güçlüydü. Çünkü bu konser öncelikle, müziğin örgütleyici bir dil, bir hareket üslubu, bir eylem yöntemi kurabileceğinin kanıtıydı. Orkestra şefi, öyküdeki anlatıcı rolünü üstlenmişti. Fairuz’un şarkılarının kitlelere ilk seslendiği dönemdeki tarihsel karşılığını dile getiriyor, şarkının sözlerinin Türkçedeki anlamını açıklıyor, bir bütün olarak Fairuz’un kendi yaşamına nasıl dokunduğunu anlatıyordu. Ali Uğur’un şarkı aralarındaki bu açıklamaları, öyküde diyaloğu biçimleyen anlatıcı gibiydi.Ancak orkestra şefinin rolü sadece bilgi aktarmak değildi. Nasıl ki iyi bir anlatıcı okurun dikkatini olayın üzerine değil, olayın ardında saklı olan ilişkilere yöneltirse, Ali Uğur da dinleyiciyi sadece şarkı dinlemeye değil, şarkıyı biçimleyen tarihle, coğrafyayla, kültürel hafızayla ilişki kurmaya davet ediyordu. Böylece Fairuz sesi, Lübnan’dan yükselen nostaljik bir yankı olmaktan çıkıp Akdeniz’in ortak hafızasına dönüşüyordu.Konser ilerledikçe Fairuz’un şarkıları arasında görünmez bağlar kurulmaya başladı. Aşk, özlem, yurdunu kaybetme, bekleyiş ve umut farklı düzeylerdeki boyutlarıyla birbirine eklemlendi. İyi bir öyküde olduğu gibi, parçalar birbiriyle kurduğu ilişkide anlam kazandı. Dinleyiciler, hikâyesindeki değerlerle ve duygusal eşikleriyle büyük bir anlatıyı takip ediyordu.Konserin asıl başarısı, Fairuz’un sesini Beyrut’la Antakya’nın yaralarını aynı hafızada buluşturabilmesiydi. Dün akşam CSO Ana Salon’da, 2019’da Hatay’da kültür sanat alanında dönüşüm yaratma, yeni bir yaşam alanı kurma hayaliyle yola çıkan ve türlü imkânsızlıklara rağmen dağılmayan, depremde üyelerini ve enstrümanlarını kaybetmesine rağmen ayağa kalkan, güçlenerek büyüyen bir topluluğun hikâyesine tanıklık ettik. Enstrümanların uyumuyla solistlerin yorumuyla müzikal ilk cümleden son söze kadar Fairuz’un şarkılarında olduğu gibi kayıptan doğan direnci anlattı.Konser boyunca, Hatay Akademi Senfoni Orkestrası, kültürün ancak ve ancak örgütlü emekle biçimlenebileceğini gösterdi izleyiciye. Bir kentin hafızasının da umudunun da geleceğinin de bir araya gelebildiğinde, özdeki bilgiden doğan doğruyla hareket edilebileceğiyle korunabileceğini hatırlattı. Depremin ortak yaşamın kurduğu bağları da dağıtmaya yöneldiği bir dönemde Hatay Akademi Senfoni Orkestrası dağılanı yeniden bir araya getirdi, kopanı yeniden bağladı, sessizleşeni yeniden konuşturdu. Bu konser, bir kentin hafızasını ayakta tutmak için verilen uzun soluklu mücadelenin görünür hâle gelmiş biçimidir. Fairuz’un en dokunaklı şarkılarından biri Li Beirut konserde iki defa icra edildi. Bu şarkıdaki “Şehrim ışıklarını söndürdü” dizesi Beyrut’la Antakya’yı aynı noktada buluşturdu. Yas ile direncin, kayıp ile umudun birbirine karıştığı o anda Ali Uğur’un sözleri konserin anlamını özetledi: “Şehrimiz ışıklarını söndürdü ama ışıklar yeniden yanmaya başladı.”Kimi zaman söz fazlalıktır. İyi müzik bütün fazlalıkları dışarıda bırakır.İyi öykülerin huyudur; son cümlelerinden sonra yaşamaya başlar. Hatay Akademi Senfoni Orkestrası’nın hikâyesi de öyle. Her konserle yeniden anlatılacak, her yeni müzisyenle çoğalacak, emek verilen her çocukla her gençle geleceğe taşınacak. Çünkü bazı hikâyeler sadece ve sadece kurdukları ortak yaşamla kalıcı olur.