Bilindik öykü, şaşırtıcı olmayan son: Muhsin Yazıcıoğlu dosyası tozlu raflardan neden şimdi indirildi?
Haber Merkezi
Öncelikle adı büyük tartışmalara ve şaibelere konu olan Akın Gürlek bir kez daha “kahramanlaştırılacak”, bu cepte. Bununla birlikte AKP, giderek çok parçalı hale gelen ve bir kısmı kendi çizgisinden uzağa savrulan faşist partileri de etrafında toplamayı deneyecek. Bu ülkede “faili meçhul kalmayacak” mesajı verilecek, üstelik de faili meçhullerin ana aktörlerinden biri olan Muhsin Yazıcıoğlu üzerinden, onu aklayarak, kahramanlaştırmaya çalışarak.
Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da ‘tercih edilen kaynak’ olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.“Muhsin Yazıcıoğlu suikastinde gerçeği arayan kim varsa başına mutlaka bir şey geliyor. Muhsin Yazıcıoğlu suikastini aydınlatan ekip ne oldu biliyor musunuz? Geçen İçişleri Bakanlığı döneminde darmadağın edildi. Hepsi sürüldü."Bu sözler Nedim Şener’e ait.Ali Yerlikaya’yı hedefe koyan Şener, “Süleyman Soylu döneminde bu işi çözmeye başını koyanların, başının alındığını” dile getiriyor.Peki, gerçekten neler oluyor?Yandaş medyada sürekli olarak bu dosyanın gündeme getirilmesinin nedeni ne?Daha başlarken altını çizelim, AKP iktidarı belli ki Yazıcıoğlu dosyasını açarken bir taşla birden fazla kuş vurmayı hedefliyor.Öncelikle adı büyük tartışmalara ve şaibelere konu olan Akın Gürlek bir kez daha “kahramanlaştırılacak”, bu cepte. Bununla birlikte AKP, giderek çok parçalı hale gelen ve bir kısmı kendi çizgisinden uzağa savrulan faşist partileri de etrafında toplamayı deneyecek. Bu ülkede “faili meçhul kalmayacak” mesajı verilecek, üstelik de faili meçhullerin ana aktörlerinden biri olan Muhsin Yazıcıoğlu üzerinden, onu aklayarak, kahramanlaştırmaya çalışarak.Hepsi bu…Yoksa ortada aydınlatılmayı bekleyen de aydınlatılacak da bir dosya yok.Hafızayı tazeleyelim: Muhsin Yazıcıoğlu kimdi?BBP'nin kurucusu ve genel başkanıydı Muhsin Yazıcıoğlu.Türkiye’de ABD menşeli olarak 1970'lerden bu yana yürütülen kontrgerilla faaliyetleri içinde önemli bir role sahipti.Ülkede NATO aparatı kontrgerillanın en yoğun faaliyet yürüttüğü sırada, 1977-1978 yılları arasında Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yaptı.Başta Abdullah Çatlı ve Haluk Kırcı olmak üzere ABD ve düzen tetikçilerinin en yakınındaki isimlerdendi.1978 yılında Abdullah Çatlı ve Mustafa Pehlivanoğlu Ankara'da gözaltına alınınca emniyete telefon edip "Bu size son ihtarım. Abdullah Çatlı'yı bırakmazsanız Ankara'nın 150 yerinde bomba patlatacağız" talimatını veren, Çatlı'yı serbest bıraktıran isimdi.ABD’nin “bizim çocuklar” dediği Kenan Evren cuntası darbe yaptığında zaferlerini ilan ettiler.İkisinin de ipleri ABD’nin elindeydi ama onlar sadece “tetikçiydi” ve faşist cunta önce kendi evlatlarının kullanım ömrü dolanlarından kurtuldu.O ise 7.5 yıllık cezaevi sonrası hüküm dahi giymeden özgürlüğüne kavuştu.Talimatını verdiği ve arkasında durduğu onlarca cinayetten aklandı.Oysa aynı dönemde idam edilen Mustafa Pehlivanoğlu açık konuşmuş, Abdullah Çatlı, İsa Armağan, Oral Çelik ve Mehmet Ali Ağca gibi sağcı katillerin Yazıcıoğlu'nun direktifleriyle hareket ettiğini söylemişti.Yani cunta itirafçı ülkücüyü öldürmüş, talimatları veren, cinayetleri işleten ismi özgürlüğüne kavuşturmuştu.Cezaevinden çıktıktan sonra 1992’de BBP’yi kurdu, MHP ile yolları birleştirmeyip kendi kanalını açmaya çabaladı.Aslı varken, ona çok iş düşmedi diye düşünülmesin, Sivas Katliamı sırasında da rolü olduğu tartışmaları yaşandı, Hrant Dink öldürüldüğünde de yine onun partisinin adı gündeme geldi.Yazıcıoğlu işte tam olarak bu kısa sunuşa sığacak “kanlı” öykünün aktörlerinden biriydi.Yıllarca ABD’nin ve Türkiye sermaye sınıfının, patronların hizmetindeydi.soL Haber, Türkiye'de faşist çetelerin saldırılarının arka planını yazmaya, gerçekleri aktarmaya devam ediyor. soL'un bu haberlerine destek ve güç vermek isteyen tüm okurlarımızı abone olmaya çağırıyoruz.ABONE OLYazıcıoğlu öldürüldü mü?Mümkün. Yıllarca hizmet ettiği düzenin içindeki farklı kanatlar bu yönde bir adım atmış olabilir.Kendisi de yıllarca bu işi görev olarak yapan biri olarak, yine böyle bir sonla karşılaşmış olabilir.Hatırlayalım, nasıl öldüğünü ve hangi iddiaların gündeme geldiğini:Muhsin Yazıcıoğlu'nu taşıyan helikopter, 25 Mart 2009'da Kahramanmaraş'a düşmüştü. Helikopterde Yazıcıoğlu'nun dışında gazeteci İsmail Güneş, BBP Sivas İl Başkanı Erhan Üstündağ, İl Başkan Yardımcısı Yüksel Yancı, Belediye Meclis Üyesi Murat Çetinkaya ve pilot Kaya İstektepe bulunuyordu. Hepsi öldü.*Kaza sonrası İHA Muhabiri İsmail Güneş’in 112 görüşmesinin kayıtları ortaya çıktı:-İsmail Güneş: Bacağım kırık olduğu için konuşamıyorum. Erhan ağabey nereden çıkış yapmıştık. Çağlayancerit orada bir yerde düştük. Hangi yere düştüğümüzü hatırlamıyoruz, her taraf sis, göremiyorum. (...) 35 00 benim numaram. -112 görevlisi: Telefonu kapatmayalım, yerinizi tespit etmeye çalışıyoruz.-İsmail Güneş: Alo. Sakin olalım da şu anda donuyoruz burada, ayağım da kırık. -112 görevlisi: Polis ekipleri yerinizi bulmaya çalışıyor. Siz moralinizi yüksek tutun. Zaten sizin yerinizi tespit edecekler. Edemediler daha. Tespit etmeye devam ediyor. -İsmail Güneş: Herkes öldü herhalde. Yok, yok. Çok kötü ayağım kırıldı. (İnleme) Hanımefendi hâlâ bulamadınız mı yerimizi? Burada donacağız, diğer insanlar öldü herhalde. (İnleme sesleri) Ayağımı oynatamıyorum. Çok pis kırıldı ayağım. Yerimizi ne zaman tespit edeceksiniz hanımefendi?O dönem gündem Ergenekon’du, Cemaat-AKP ortaklığıyla önce Ergenekon cinayeti öyküsü yazıldı. Muharrem Tunç, Muhsin Yazıcıoğlu'nu taşıyan helikopteri kullanan Mustafa Kaya İstektepe'nin Harp Okulu'ndan arkadaşı olduğunu söyleyip, dönemin Özel Yetkili Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak Yazıcıoğlu soruşturmasında gizli tanık olmak istedi. Tunç, pilotun kendisine, “Ergenekon üyesi subayların Elmadağ'da çok sayıda silah ve parayı konteynere gömdüğünü’”söylediğini öne sürdü. Helikopterin düştüğü gün İstektepe'nin kendisini aradığını da iddia eden Tunç, “Beni arayarak istifra ettiğini, zehirlendiğini söyledi. Ben de kendisine 'uçma' dedim. Kendisi de 'bana bir şey olursa konuş' dedi. Bundan maksat bana anlattığı hususları ifade vererek ilgili makamlara bildirmekti” dedi.Sonra Tunç’un Cemaat bağlantısı olduğu iddiaları gündeme geldi. Ardından da soruşturmayı yürüten savcıların tamamı ‘FETÖ’cü çıktı, görevden alındı.Bu sürecin ardından ikinci tur başladı. Bu kez cinayeti Fethullahçıların işlediği öne sürüldü. Uzun süre Cemaat’in bu cinayetteki payı gündeme getirildi.Helikopterin nasıl düştüğü sürekli tartışma konusu oldu. Kimi zaman savaş uçaklarının taciziyle düştüğü, kimi zaman helikopterdekilerin zehirlendiği söylendi.Kaza sonrası sağ olan isimlerin Cemaatçiler tarafından öldürüldüğü de öne sürüldü. Hepsinin kaza sonrası donarak ve yaralanarak öldüğü de.Sonuç olarak Yazıcıoğlu’nun nasıl öldüğü ya da öldürüldüğü bir “sis” perdesinin içinde kaldı.Tüm hayatı, yapıp ettikleri düşünülünce ortada şaşırtıcı bir şey de yok aslında.Başa dönersek, peki, bu dosya 2026’da yeniden ve nasıl gündeme geldi?Cinayetin ve ya da ölümün aydınlatılması için değil, burası kesin. Başta söyledik, bitirirken tekrarlayalım:“Öncelikle adı büyük tartışmalara ve şaibelere konu olan Akın Gürlek bir kez daha “kahramanlaştırılacak”, bu cepte. Bununla birlikte AKP, giderek çok parçalı hale gelen ve bir kısmı kendi çizgisinden uzağa savrulan faşist partileri de etrafında toplamayı deneyecek. Bu ülkede “faili meçhul kalmayacak” mesajı verilecek, üstelik de faili meçhullerin ana aktörlerinden biri olan Muhsin Yazıcıoğlu üzerinden, onu aklayarak, kahramanlaştırmaya çalışarak.soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.