'Uyuşturucu' kılıfıyla yargısız infaz, uluslararası sularda katliam: ABD'nin Karayipler'deki saldırıları 'cinayet' sayıldı
Dış Haberler
Venezuela'ya yönelik barbarca saldırısını "uyuşturucu kartelleriyle mücadele" örtüsüyle gizlemeye çalışan ABD'nin, uluslararası sularda işlediği cinayetler BM raporuyla tescillendi. Rapora göre; son bir yılda 68 tekneyi vurarak yüzlerce kişiyi katleden ABD ordusu "meşru müdafaa" yapmıyor, doğrudan devlet politikası eliyle cinayet işliyor.
"Uyuşturucu kartelleriyle mücadele" bahanesiyle Karayipler'e askeri çıkarma yapan ABD, uzun süre boyunca tehditler savurduğu Venezuela'ya 3 Ocak'ta barbarca bir saldırı düzenledi.Saldırı kapsamında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro kaçırıldı, ancak ABD'nin Karayip Denizi ve Pasifik Okyanusu'ndaki kuşatması hala sürüyor. ABD ordusu bölgede, uyuşturucu taşıdığını iddia ettiği teknelere yönelik saldırılar düzenlemeye devam ediyor.ABD'nin herhangi bir kanıt sunmadan insanları katletmesi ve bu saldırılara dair videoları onur nişanı gibi paylaşması tepkilere neden olurken, Washington'ın yürüttüğü bu saldırıların tablosu ortaya çıktı.Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan bir rapora göre ABD Eylül 2025 ile bu yılın ağustos ayı arasında uluslararası sularda 68 gemiyi vurdu ve en az 223 kişiyi öldürdü.İktidarın sansür kararı sonrası açtığımız yeni X hesabımızı https://x.com/soLPortal2026 adresinden takip edebilirsiniz. Bu saldırılara boyun eğmeyeceğiz. Yanımızda olmak, desteğinizi sunmak için soL'a abone olun.ABONE OL 'İnsanlığa karşı suç teşkil etmekte'BM insan hakları ve terörle mücadele özel raportörü Ben Saul tarafından hazırlanan rapor, dün yayımlandı. Raporda, ABD'nin Karayip Denizi ve Pasifik Okyanusu'ndaki şüpheli uyuşturucu kaçakçılığı teknelerine yönelik saldırılarının uluslararası hukuku ihlal ettiği ve insanlığa karşı suç teşkil edebileceği sonucuna varıldı.ABD bu zamana kadar saldırıları "narko-teröristlere karşı meşru müdafaa eylemleri olarak" savunsa da raporda söz konusu iddia reddedildi.Raporda, "Amerika Birleşik Devletleri'nin askeri saldırıları uluslararası hukuka aykırıdır, insanın yaşama hakkını ihlal etmektedir ve muhtemelen insanlığa karşı suç teşkil etmektedir" denildi.'Meşru müdafaa hakkı yok': Cinayet olarak tanımlandıRaporda, ABD'nin iddia edilen uyuşturucu kaçakçılığına karşı "meşru müdafaa amacıyla güç kullanma hakkı" olmadığı vurgulandı.Raporda, uyuşturucu kaçakçılığının meşru müdafaa hakkını tetikleyecek "silahlı bir saldırı" için yasal eşiği karşılamadığı savunuldu. Uluslararası hukukun yalnızca bir devlet tarafından gönderilen devlet dışı aktörlere karşı meşru müdafaaya izin verdiği, ancak ABD tarafından "terörist olduğu iddia edilen Tren de Aragua gibi bazı grupların Venezuela devletinin silahlı vekilleri olarak hareket ettiğine dair hiçbir olgusal temel görünmediği" kaydedildi.Ayrıca raporda, gemilerin denizde durdurulması da dahil olmak üzere daha az ölümcül alternatiflerin mevcut olduğu ve bu önlemin ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından da uygulanabilir kabul edildiği hatırlatıldı.Bundan dolayı raporda, ABD saldırılarının, ölümcül güce yalnızca yakın bir tehdide karşı son çare olarak izin veren Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'yi de ihlal ettiği belirtildi.Organize bir devlet politikası altında sistematik olarak gerçekleştirilen bu saldırıların, insanlığa karşı suç olarak cinayetin yasal tanımına uyduğu vurgulandı.Ayrıca ABD'ye cinayetleri soruşturması, saldırı emrini veren siyasi ve askeri liderler de dahil olmak üzere sorumluları yargılaması ve kurbanların ailelerine tazminat ödemesi çağrısında bulunuldu.Saldırılar ele geçirilen uyuşturucu miktarında değişim sağlamadıSaldırıların yasallığını incelemenin ötesinde rapor, kampanyanın ABD'ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığını azaltmadaki etkinliğini de sorguladı. Raporda, saldırılara karşın ABD sınırında ele geçirilen kokain miktarının sabit kaldığı belirtildi, kokainin büyük bir kısmının saldırı düzenlenen küçük teknelerle değil, nadiren denetlenen konteyner gemileriyle taşındığı kaydedildi.Ayrıca saldırıların, genellikle Venezuela'dan deniz yoluyla kaçakçılığı yapılmayan ve ABD'deki aşırı doz ölümlerinin önde gelen nedeni olan fentanil ve opioidlere karşı hiçbir işe yaramadığı aktarıldı.Raporda, saldırıların alt düzey şüphelileri öldürerek kartel ağlarını çökertme ve liderlerini yargılama çabalarını zayıflatıyor olabileceği de belirtildi.soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.