Terkoğlu ve Okuyan 'Komünistliğin Ne Lüzumu Var?' kitabıyla Ankara’da: ‘Siyaset yapan işçilere, emekçilere ihtiyacı var bu ülkenin’
Haber Merkezi
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Barış Terkoğlu'nun hazırladığı "Komünistliğin Ne Lüzumu Var?" kitabının Ankara'daki imza gününde konuştu: 'Tıkanmış bir toplumsal sistem var, biricik alternatifi komünizm. Komünizm hava kadar su kadar gereklidir.'
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan ve gazeteci-yazar Barış Terkoğlu, Ankara'da yeni söyleşi kitaplarının imza töreni için düzenlenen etkinlikte okurlarıyla bir araya geldi. Terkoğlu’nun hazırladığı ve Okuyan’ın yanıtlarından oluşan “Kemal Okuyan ile Söyleşi: Komünistliğin Ne Lüzumu Var?” kitabının İstanbul'dan sonraki ikinci okur buluşması Çankaya Sahne’deydi.Etkinliğin açış konuşmasını yapmak üzere söz alan Barış Terkoğlu, kitabın ilk haftasında üçüncü baskısını yaptığını duyurarak gösterilen ilgiye dikkat çekti. Söyleşi kitabının, Kırmızı Kedi Yayınevi kurucusu Haluk Hepkon’un Okuyan’a sorularından oluşan Cumhuriyet ve Komünistler kitabının devamı niteliğinde olduğunu belirten Terkoğlu, hazırlık süreçlerine dair bilgiler verirken kitaba ismini veren sorunun ortaya çıkışını da anlattı. Terkoğlu, eski Ankara Valisi Nevzat Tandoğan'a atfedilen "Komünistlik lazımsa onu da biz getiririz" sözüne gönderme olarak "Bugün komünistliğin ne lüzumu var?" sorusuyla kitaba ismini verdiğini belirtti.‘Komünizm hava kadar su kadar gereklidir’Terkoğlu’nun ardından TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan söz aldı. Borsadaki gelişmelere, yatırım fonu şirketlerinin başına gelenlere, adalet bakanının seçimlere dönük açıklamalarına ve benzeri günlük haberlere bakınca bile komünizmin neden yaşamsal olduğunun çıkarılabileceğini söyleyen Kemal Okuyan "Bugün tıkanmış bir toplumsal sistem var ve bu sistemin biricik alternatifi komünizmdir. Bu sistem çürüyor ve çöküyor. Bu çöküşün altında kalmamak, yeni bir hayat kurmak için mücadele ediyoruz. O yüzden komünizm hava kadar su kadar gerekli” diye konuştu.‘İyi insan kazanamazsa kötülerin kazandığı dünya normalleşiyor’Barış Terkoğlu'nun "Bu kadar doğru şeyler söylüyorsunuz ama insanlar neden bu gerçeklerle ilgilenmiyor?" sorusu üzerine Okuyan, bu durumun tarihsel arkaplanına da değinerek şunları söyledi:"Bu toplum başına gelen felaketi henüz anlamadı. Artık yoksulluğu sürdüremeyecek olan geniş bir kesim var. Bir kesim bunu sürdürmeye zorlanıyor. Ama dünyanın nereye gittiğini fark etmeyen ya da edemeyen bir kesim var. Bu coğrafyada çok acılar yaşandı ama bu topraklar kapsamlı bir savaş görmedi. Aslında İkinci Dünya Savaşı'nı yaşamadık. O savaşın ağırlığını yaşayan kitlelerde daha tetikte olma, daha siyasete odaklanma görüyoruz. Ama bizim ülkemizde 'o kadar da değil' diye bakıyoruz. Toplum kurtulmak için zahmetten kaçınıyor; bunda kanaat önderlerinin de katkısı var.""İnsanlar size oy vermiyor ama ikinci seçenek TKP diyor, bu neden böyle?" diye soran Terkoğlu’na Okuyan şöyle yanıt verdi:"Sokak röportajlarında 'TKP'ye oy vereceğim' diyenlerin ortak yönü, 'onlar iyi insanlar' ya da 'onlar çalıp çırpmazlar' demeleri. Ülkede bir sorun var; iyilerin kazanacağına dair bir inanç yok. 'Doğru’ diyorlar ‘ama olmaz' diyorlar. Bu böyleyse bir yok oluş süreci başlıyor; çünkü iyi insan kazanamazsa kötülerin kazandığı bir dünya normalleşiyor. Buradaki detay şu, yıllarca öcü diye gösterilen komünistlere toplumca bir olumlama var artık."‘Erdoğan gitsin demek büyük bir kolaycılık’Kemal Okuyan, Terkoğlu'nun "Erdoğan gitse her şey düzelecek diye düşünenler var, sizce doğru mu?" sorusuna verdiği yanıttaysa bu yaklaşımın neden hatalı olduğunu şu sözlerle açıkladı:"Erdoğan bugün gitse sokağa çıkıp bunu kutlayacak insanların parçası oluruz. Ama ertesi sabah bu yalancı bahara karşı mücadele ederiz. Çünkü bu yapının referans noktası ortadan kalkarsa ve bir alternatif örülmezse çok daha korkunç bir yere gidilir. 'Erdoğan gitsin, Türkiye'nin sorunları çözülür' demek büyük bir kolaycılık; bu durum Erdoğan karşıtlarına avantaj sağlıyor ama gerçek bir avantaj değil. İktidara eleştiri getirirken, bunun yapılabilmesini sağlayan muhalefeti de eleştirmek gerekiyor. Tek adamların karşısına başka tek adamlar çıkarıldı; mücadele seçimlere sıkıştırıldı. Buna izin vermemek lazım."‘AKP'den kurtulmanın yolu, holding ve tarikatların karşısındaki yoksullar ve cumhuriyetçilere dayanmak’Erdoğan'a benzeyen bir figürü siyaset sahnesine çıkarma stratejisinin Türkiye'de muhalefet tarafından çok denendiğini belirten Okuyan, düzenin iki temel ayağının tarikatlar ve holdingler olduğunu belirtti ve ekledi:"CHP, tarikatlara ve holdinglere 'AKP'nin sana sunduğu olanakları ben de sunarım' diyerek bir alternatif sundu. Halbuki AKP'den kurtulmanın yolu, holdinglerin karşısındaki yoksullara ve tarikatların karşısındaki cumhuriyetçilere dayanmak olabilirdi. 'Onların elinde yargı sopası var' deniyor. Var, çünkü AKP'yle AKP'nin güçlü olduğu yerde mücadele ederseniz işi kolaylaşır. Mesela ihaleler: AKP döneminde iş yapmış şirketler CHP'li belediyelerde de iş yaptı, bu yüzden onları çıkarmak kolay oldu. Bugün bunun başarılı olduğuna inanıyorsunuz da işçilerin varlığına dayanmaya neden inanmıyorsunuz? Oysa ilki zor, ikincisi daha mümkün. Bugün 'muhalif tarikat' diye bir şey çıkardılar. Bu kafayla zamanında Fethullahçılık da kendini muhalefet olarak sunmuştu."‘Muhalefet ABD'ye, NATO'ya “biz daha iyisini yaparız” diyor’Muhalefet liderlerinin zaman zaman Avrupa basınına yazdığını, "AKP burada sorun yaratıyor, NATO'ya ihtiyaç var, Rusya'dan uzaklaşılmalı" tarzı ortak bir şablon kullandıklarını söyleyen Terkoğlu, bu yazıların Avrupa'da da eleştirildiğinin fark edilmediğini belirtti. Okuyan şöyle devam etti:"Dünya Erdoğan'ı iyi biliyor. Buna rağmen Türkiye'de muhalefetten daha çok endişe ediyorlar; Erdoğan'ın ABD ile işbirliğini gördüler, buna rağmen 'AKP devam etsin' diyorlar. Çünkü CHP'nin daha Amerikancı olacağını düşünüyorlar. Muhalefet sözde ABD'ye, NATO'ya karşı çıkıyor; ama yabancı gazetelerde 'biz daha iyisini yaparız' diyor."‘DEM ve CHP’nin Türkiye soluna verdiği zararı görmek gerekiyor’Terkoğlu'nun, “sosyalistlerin tarihsel kırılma noktalarında neden hep CHP ya da DEM Parti'nin arkasında siyaset izlediğini” sorması üzerine Okuyan şu değerlendirmeyi yaptı:"Çünkü inanmıyorlar; bu sistemin değişeceğine inanmıyorlar. Solcu, bu düzenin yıkılıp yerine yenisinin kurulmasını isteyendir. Bunun mümkün olmadığını düşünüp başka güçlerin arkasında duranlar var. Dünyada da tarihte de bunun örneği yok; bu sistemin mekanizmaları güçlü. Ayrı durmayı sevdiğimiz için değil; bu tuzağa düşmeyeceğiz. DEM ve CHP geleneğinin arkasında durarak mücadele etmenin Türkiye soluna verdiği zararı görmek gerekiyor."Barış Terkoğlu’nın CHP'nin 1970'lerde “solculuk” yaptığı dönemde sosyalistlerin de güçlü olduğunu hatırlatması üzerine TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan konuşmasına şöyle devam etti:"Bu etki bir yerden sonra bizim için önemsiz; esas mevzu sosyalizmin güçlenmesi, mücadelenin ilerlemesi. Dünyanın bugün bu halde olmasının nedeni komünizmin ve sosyalizmin gerilemesi. Türkiye'de siyasetçi imaj üzerinden ilerliyor; konuşmasını, yazılarını kendisi hazırlamıyor. Bu insanlar Türkiye'yi yönetmek ve tek adam olmak istiyor. Partilerin liderlerine 'kurtaracağım, arkama dizilin' deme yetkisini kim verdi? Kemal Kılıçdaroğlu'na herkes kızıyor ama 10-15 yıl önce onun bir birikimi olmadığını söylediğimde de söylemediklerini bırakmadılar; AKP'den farkı ne? Kurtaracağım diyenlerin bazı nitelikleri olması lazım. Bunlar kendini kurtarıcı ilan ediyor, sonra da 'nasıl yapacaksınız' diyor. Biz yaparız, buna birikimimiz var."‘Konu sayılar değil, program doğrultusu’Solun neden bir araya gelmediği sorusunu yanıtlayan Kemal Okuyan, "Türkiye solunu mevcut haliyle yan yana getirsek hiçbir şey çıkmaz. TKP ayrı durduğunda, hep bir araya gelinen tablodan daha kayda değer şeyler çıkarıyor. Konu sayılar değil, program doğrultusu. Özgür Özel'in mitinglerinde bayrak sallamakla olmuyor bu işler; bir programınız, devrime dair bir derdiniz olduğunda mümkün olur” ifadelerini kullandı.Kemal Okuyan, Terkoğlu’nun sorusu üzerine TKP’nin cumhuriyetçi çizgisine ilişkin de şu ifadelere yer verdi:"TKP adını alırken ilk işimizin 'kökü dışarıda' kodlamasını aşmak olduğunu konuşmuştuk; neredeyse 30 yıl oldu. Bu, karşımızdakilerin en büyük silahıydı: 'bu topraklara ait değil', 'komünizm burada tutmaz' algısı. Bu bizim için taktik değildi; kökümüzün bu topraklarda olduğunu düşünüyoruz. Bunun daha çok gündeme gelmesinin sebebi son 25 yıllık tahribat. Cumhuriyet değerlerini savunacak kimse kalmadı ülkede; ana muhalefet partisinin liderinin 'laiklik tehlikededir diyemem' dediği ülkede, bu değerleri savunmak bize kaldı."‘Doğrultuya dair tek eleştiriyi biz yapıyoruz’Okuyan, Terkoğlu’nun TKP'nin yanı sıra Zafer Partisi, İYİ Parti ve “Millet İttifakı'nın” da “çözüm sürecine” itiraz ettiğini belirtmesi üzerine TKP’nin sürece dair yaklaşımının temel ayrım noktasını şöyle açıkladı:"Kim nereye oturuyorsa otursun; biz doğrultuya bakarız. Doğrultu yeni Osmanlıcı bir doğrultu; bu masa da buna yarıyor. Bu sürecin demokrasi getirmek için icat edildiğini mi düşünüyorlar? Dönüp dolaşıp 'yetmez ama evet' demiş oldular. Bir Türkiye tasarımı var; ABD ile, İngiltere ile ilgili, bölgesel bir tasarım. Buna itirazımız var. Doğrultuya dair tek eleştiriyi biz yapıyoruz."‘Bu ülkeyi yönetebilir misiniz?’Ankara'nın Türkiye'yi yöneten kent olduğunu, bir ülkeyi yönetmenin büyük bir iddia olduğunu belirten Terkoğlu'nun "Bu ülkeyi yönetebilir misiniz?" sorusuna Okuyan şöyle yanıt verdi:"Evet diyerek başlayayım; ama hep birlikte yönetiriz. Bu kaynaklar var bu ülkede. Eşitsizliğe, adaletsizliğe mahkûm eden sistemin sahipleri belli. Zor olan bunları Türkiye'den eksiltmek. Bu gerçekleştiği andan itibaren Türkiye'nin kaynakları özgürleşir. TKP'nin kadroları var ama Türkiye'yi tek başımıza düzlüğe çıkarırız diyemeyiz. Yurtsever, iyi kaynakları harekete geçiririz; bu, her köşe başına TKP'lileri yerleştiririz demek değil. Hırsızları, holdingleri ve tarikatları temizledikten sonra, 'halkıma hizmet etmek istiyorum' diyenler bu ülkeye tekrar göç eder. Herkesin komünist olması gerekmiyor; ama bu kaynakları halkımızın faydasına kullanacak bir düzen kurarız."‘Yoksullukla emperyalizm arasındaki bağı görüyoruz’Kitabın ve her şeyden önce solculuğun kendisi için üç şeyi -düzenle ilişkilendirme, cumhuriyet değerleri ve kadro birikimi- temsil ettiğini söyleyen Barış Terkoğlu kitabın ortaya çıkışını da çarpıcı bir örnek üzerinden açıkladı:"Piyasadaki bir süt markasının içinden su çıktı geçenlerde hatırlarsınız; bu markalara artık 'market markası' deniyor, zincir marketlerin hepsinde var. Türkiye'de bu ürünlerin tüketim oranı %70; sebebi yoksulluk. Peki neden tercih ediyorlar? Sebebi yoksulluk.Mesela Danone markası İsrail malı diye protesto edilirken bu süt, Birşah Süt protesto edilmedi; oysa ikisi de aynı yerde üretiliyor, üreticisi aynı. Yani sadece buna bakarken bile yoksullukla emperyalizm arasındaki bağı görüyoruz. Bence solculuk sadece buna bakınca bile bunu görüyordu. Bu kitap bence Türkiye’de bu sütü tüketmek zorunda kalan geniş kalabalığa yazıldı."‘Siyaset yapan işçilere, emekçilere ihtiyacı var bu ülkenin’Terkoğlu'nun verdiği bu örneğin ardından sözü devralan Kemal Okuyan, yoksul insanın ekmeği küçülürken sofrasına et konmadığını ancak kapitalizm koşullarında maruz bırakılan bu yoksunluğun siyasetin kuralı olamayacağını belirterek söyleşiyi şu sözlerle tamamladı"Yoksul insanın ekmeği küçülürken, evindeki sofrasına et konmaz aldığı sütten su çıkar. Ama siyasi tercihler böyle değil. Yoksul insanların kapitalizm koşullarında mecbur bırakıldığı yoksunluk, siyasetin de kuralı olamaz. Muhalefet partileri -CHP de, Yeni Parti de dahil- TÜSİAD'ı ikna etmeye çalışıyor: 'Bize güvenin, piyasa ekonomisini büyütürüz' diyorlar. Madenci emekçilerin, eğitimcilerin çıkarlarını savunup diğer yandan TÜSİAD'ın haklarını savunamazsınız. Sermayenin bu zenginliğine el koymadan yoksulluğa son vermezsiniz; hem patronların hem emekçilerin yüzünü aynı anda güldüremezsiniz. Yalancıların peşinden gitmeyin.Türkiye'de cumhuriyetçilerin ve yoksulların öfkesi iktidarı değiştirmeye yetiyor ama düzeni değiştirmeye yetmiyor; çünkü bu sistemin devamını sağlayacak muhalefet her dönemde AKP'nin ekmeğine yağ sürdü. Bir tarafta doğrular, çözüm, program var; zor, evet. Ama diğer tarafta her yanı patlamış bir çözüm önerisi var. Oyunuz çok kıymetli. Ama kıymetliyse, boşa gitmesin diye boş insanlara oy vermeyin. Şimdi zamanı değil, 'kötünün iyisi, hele bir AKP gitsin' demenin sonu gelmeyecek mi? Bu karabasanın sonlanması için iş başa düştü.Siyaseti siyasetçilere bırakmayacağız. Siyaset yapan işçilere, emekçilere ihtiyacı var bu ülkenin. Hepiniz siyaset yaptığınız takdirde ayakta kalacaktır bu ülke."